Mori’83

by

 

 

O Vakit Ayvansaraydan Halıcıoğluna sandalla geçiliyordu, şimdi de geçiliyor mu…Galiba hayır. Dar ve rutubetli yokuşlar,iflah olmaz taş karolar, koyu kahverengi gittikçe siyaha çalan ahşap cepheler….çizgili, daracık eşorfmanları ve bir haftalık sakallarıyla ağabeyler…Hasköydeki top sahası hatırıma geldi, yoldan az yüksekteydi. Sucular, limon satıcıları yola bakan kalenin ardında dururlardı. Hasköy semt pazarı sonra…Çok dar bir sokağa kuruluyordu. Büyük kuzenim, büyük dedimse yaşı on iki filan her halde öyle bir şey, kötü arkadaşlar edinmiş olmalıydı ki kardeşiyle beni limon çalmaya azmettirmişti. Adi suçlara bu kadar yaklaşmış olmaktan şimdi bile utandım. Tepebaşı… Tepebaşı Gazinosu… Recaizade’nin Araba Sevdası aklıma geliyor ne zaman orayı ansam… Ve Karaköy İskelesi. Burayı sonradan o kadar sevdim ki. Kitapçı vardı içeride orayı diyorum…Ne vakit karşıya geçecek olsak babam bana bir kitap almıştır oradan… Sonradan büyüdüm tek başıma geçmeye başladım karşıya ve oradan hiç kitap almadım. İlk kitabım oradandı halbuki. İsmini hatırlamıyorum ama içinde Mori diye bir adam vardı. Sanki ilkel çağlara ait bir konusu vardı. Romandı yani. Kapağı böyle tırtıklı olur ya hani öyleydi. Sonra banliyö treni. Geç vakit binilen ses yığını. En çok İdealtepe ve Sürreya Plajından geçerken, kimi evlerin perdelerinin açık olduğunu, oturma odasında gazete okuyanları, mutfaktaki önlüklüleri hatırlıyorum. Bir şerit gibi geçerdik oradan. İki durak arasında tren iyice hızlandığında evlerdekiler, tülü perdesi açık odalar seçilmez olurdu. Demek ki yaz ayındaydık. Tabi ya yazdı. Kış olsa perdeler çekilmiş, yüzler sinmiş, ayaklar büzüşmüş olurdu…

Sonra ne olduysa oldu, biz artık Fatihe, Halıcıoğluna, Tepebaşına… bayram ziyaretlerine gitmez olduk. Kazım ağabeyler de yanı başımızda oturmalarına rağmen artık bize gelmiyorlardı. Gel zaman sokaktaki herkesi zihnindeki bir şeyi dudağıyla tekrar ederken görüyordum. Yolların ortasına beyaz çizgiler çizdi belediye. Bayram namazından sonra herkes evindekilerle bayramlaşır oldu. Hem sonra sütçü de gelmez oldu. İyi de steril kaymaklı yoğurdu sevmiyorum ki ben, annemin yaptığı olacak sofrada illa. Yoğurtsuz ne yaparım bilmiyorum…

 

 

Etiketler:

2 Yanıt to “Mori’83”

  1. selen Says:

    ilginç bir yazı. Üzerinde düşünülmeli

    http://www.sfenks.net

  2. eda Says:

    http://www.sfenks.net size destek veriyor ve desteği hak ediyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: