Satranç ve Satranç Edebiyatı

by

‘Önceki gönderiye yazılmış bir yorum üzerine’

 

 

 

Normal şartlar altında, satrançtaki başarı salt kişisel deha, yığıntı ve becerilerin bir sonucudur. Yani bir Kasparov olmak bir Ronaldinho olmaktan daha zordur. Bu bağlamda satrançta dünyanın en iyisinin kim olduğu sorusu daha anlamlıdır. Takım halindeki müsabakaların pek kıymeti harbiyesi yoktur satrançta… Benim sormak istediğim soru ya da konuyu bağlamak istediğim nokta bu değil. Ben soruyu şu şekilde sormak istiyorum: Satrançta üst düzey oyuncular nasıl insanlardır? Asıl amacım insanı tanımak. Satranç ileri düzeyde bir takım zihin faaliyetlerinde bulunan insan hakkında bilgi alabileceğimiz şahane bir düzlem. Neden ileri düzeyde zihni faaliyet sergileyen insanı seçtik? Çünkü basitçe, bu insanlar daha iyi anlayabilirler, daha iyi sorgulayabilirler ve dahi hayat hakkında daha tumturaklı laflar edebilirler. Olan biteni, çevreyi, karşısındakinin zihnini çözebilirler ne bileyim yani akli beceri gerektiren işlerde, sosyal vakıalarda, sonuç çıkarılması gereken durumlarda bu adamlar daha iyi olmalıdırlar öyle değil mi? Üst düzey satranç oyuncularının tecrübelerden istifade etmek istiyoruz sadece hepsi bu.

 

Bu açıklamalardan sonra şöyle çıkarsamalar yapabilirim; iyi bir satranç oyuncusunun muazzam bir analitik, algoritmik becerisi vardır… Deha sahibi insanların satrançta başarılı olmaları gayet tabidir. Doğuştan yetenekli kimseler sistematik bir çalışma disiplini uyguladıklarında satrançta büyük başarılara sahip olurlar…İla ahir.

 

 

Satranç oyununu bana kim öğretti hatırlamıyorum. Oyun diyorum ona çünkü hakikatlice bir oyun o. Spordu, sanattı, savaştı, disiplindi… Şuydu buydu hepsi hikaye. Partiyi kazanan kişi “oyun yapmak” deyiminin gereklerini yerine getirmiş demektir. Satrançta kazanabilmek için karşı tarafı “oyuna getirme”lisiniz. Yoksa işiniz zor.

 

Fakültedeyken Ergünle oynardık bahçede. Sonra bin dokuz yüzlü yılların bitiminde bilgisayarla ve daha sonra bu oyunun internet üzerinden oynanışıyla tanıştım. Üç beş yıl geçti ve üst düzey bir oyuncu olamayacağımı, buna yeteneğimin müsait olmadığını bildim. Böyle bir iddiaya girişip mutsuz olmaktansa daha iyi yaptığımı sandığım şeyi yapıp, işin edebiyatıyla egomu tatmin etmeyi seçtim. (Öyle herkes de gözüne kestirmesin yani Kasparov olmasak da Paspalovuz).

 

Satrançta malumat sahibi bir kişiye, eşit gibi görünen bir konum için siyahın hangi neden ya da nedenlerle partiyi kaybedeceğini, tahta üstündeki konumun ne yönde devam edeceğini aşağı yukarı söyleyebilirim. Mantık dahilinde konuşarak tabi. İzole aletler, geçiş üstünlüğü, açık-kapalı konum ve diyagonaller, çoklu baskılar, kombinezomlar, açmazlar, gambit ve çatallar, pozisyonel kazançlar, merkezin kontrolünün kimde olduğu… Size bunları anlatırım beyaz kazanır derim ve siz de bana inanırsınız. Evet akl-ı selim budur dersiniz. Değil. Mesele de burada zaten. Faraziye karın doyurmuyor. Bugün, bilgisayarda yapılan satranç oynama programları (chess engine) milyon satırlı kodlarla matematiksel algoritmalar koyuyor ortaya. Bir dizgeler kompleksi var. Altmış dört kare, otuz iki alet ve en önemlisi bu aletlerin tahta üstündeki hareketlerinin birden fazla kurala bağlanması. Bunları hepsi birer çarpan. Yardımcı kuralları da ekleyin ve devam eden her hamle için üretilebilecek konumları bir düşünün. En iyi sonuncu pozisyonu ön görenin, oyunu kazanması gerekir. Olmuyor. Bu çok maharetli makineler de beş hamleden sonrasını zar zor seçebildiğini söyleyen büyük ustaları yenemiyorlar ve bizim lakırdılarımız da berhava oluyor.

 

Başa dönelim şimdi. Yüksek zihin faaliyetlerinde başarı elde etmiş bu kişiler için; zevk sahibidirler, oturmasını kalmasını bilirler, sezgileri de nispeten kuvvetli olduğundan daha kolay anlarlar, çözerler, insanı hayran bırakırlar ve saire diyebiliyor muyuz? Hayır. Hemen hepsi komleks sahibi, giyim kuşam konusunda son derece zevksiz, anti-sosyal ve iletişimsiz kişiler. Sözün özü iyi satranç oyuncusu sadece, bir tahta üzerindeki kurallar bütününü en iyi sağlayabilen kişidir. O kadar. Satrançtan simgeler çıkarmaya, aletlerin bağlandığı hareketler karmaşasından total bir imge alma çabasına ve dahası zihinsel kaos yaratmaya hiç gerek yok. Aslı astarı bir oyun ve aktörleri işte…

 

 

Etiketler:

2 Yanıt to “Satranç ve Satranç Edebiyatı”

  1. ıo Says:

    ütt

  2. gizem Says:

    ama neden santraçta açmazlar çıkmıyo da santraç edebiyatı çıkıyo ama yarın öğretmenime verecem

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: