Biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz

uzgunomer.jpg

Oyunlar da olmasa işimiz zor. Zor ki ne zor! Hayat mı zor? Değil elbette. Aslında herşey basit. Zorlaştıran biziz, başkaları, onlar ya da siz. Herneyse.

Oyunları seviyorum ve diyorum ki “Bu dünya bir oyun, eğlence yeridir. Ama fazla abartmayın, taşkınlık yapmayın, haksızlık yapmayın, asla sessiz kalmayın. Üzerinize düşeni yapın ama hakkıyla yapın. Bir işi yapınca da muhkem yapın” Madem oyun. O zaman hakkını vermeye çalışalım biz de.

Velakin, bendenizde oldum olası bir “kronoloji hastalığı” var. (böyle bir hastalık var mı bilmiyorum, ben uydurdum). Çaresini bulamadım. Böyle de devam edecek gibi görünüyor. Kim ya da ne olmuş/gelmiş ve nerden, nasıl, nereye gidermiş filan bilmek isterim her daim. Bu bir oyun olsa da böyle. Peki nedir hadise? Şudur: Zoitsa, Edi‘yi, o da Friedrich Camus biladeri mimlemiş. F. C., sevgili Kaçakkova abiye “hadi bakalım” diyince o da şöyle bir etrafına bakıp bizi görmüş sağolsun. Deniyor ki “sizi en iyi anlatan şiir, mısra, dörtlük hangisidir?”

Zor bir soru. Zorluğu elbette tek bir cevabı olmamasından kaynaklanıyor. Ama meseleyi fazla dallandırmadan cevabını verelim:

Şiir İsmet Özel’in. Başlığı aynen şöyle:

“İÇİMDEN ŞU ZALİM ŞÜPHEYİ KALDIR

YA SEN GEL YA BENİ ORAYA ALDIR”

Beni olduğum yere mıhlayan mısralar ise şunlar:

“Önce kalbim lânete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulâsı sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla saban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.”

Şiirin tamamı için Erbain, İsmet Özel

Ben şimdi kimi şiirlesem? Aklıma Darmaduman geldi hemen. O da sessizliğe gömülmüş gibi görünüyor. Neye gömüldüğünü öğrenmenin en şiirsel yolu da şimdilik bu şiirleme oyunu bence:

Elim sende!!!

Etiketler: , , ,

2 Yanıt to “Biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz”

  1. kacakkova Diyor ki:

    üstat iyi oldu bu oyun…..
    bi sürü siir cikti ortaya unuttugumuz, hic bilmedigimiz…..

  2. duman Diyor ki:

    hep bu şiir dolanır durur benim aklımda,harfin ve sayının bilinmez ucuna…

    Siyahın gezginiyim: Her gün daha derine

    Yanar akşamla caddede vebalı lambalar,

    Bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine;

    Redingotlarıyla mumya gibi otururlar

    İş yerlerinde, kahvelerde. Ve akar zaman.

    -Birden söner uzak bir yıldız gibi yaşaman-

    Demek isterim, alımlı kadının birine.

    Çünkü kanar “bir mezarda bırakılan aşklar”:

    Adrianne! Jenny! Yıllardır bakir bir dulum ben,

    Avuntu bilmez. Nafileydi tüm yolculuklar

    O arayış: Kara güneş içimdeydi zaten.

    Gittim harfin ve sayının bilinmez ucuna:

    Ölü yüzüm çekilmişti gecenin burcuna,

    Korkmadım sokağa hapsediyorken kapılar.

    Adoniram! Hançerle sınandı ustalığın

    Ve açıldı gül gibi Toht Kitabı’ndaki giz:

    Herkes iki’dir. Ben kimin öteki adıyım?

    Söyle: Bulmak mıydı amacın ey yitik ikiz.

    “İçimizde bir oyuncu, bir seyirci yaşar”

    Ve “akıl ürünleri delilikten de çıkar”

    Kazıyınca pıhtısını o yıkık zamanın.

    Melek gülümsemiyor artık Öteki Anam,

    Çekil! Çünkü “siyah ve beyaz olacak gece.”

    Ulaşır mı yaralı hayvan gibi bağırsam

    Sesim bencil, sevgisiz, muhkem ev içlerine?

    Onulmazım. Çağcıl kentin yabanıl yitiği.

    Tek giysim vebalı ışıklarla melankoli,

    Bir redse kurtulmak bile istemem yazgımdan.

    İki’yim: Yakalandım sokakta çırılçıplak

    Ve giydirildim başkalarının sözleriyle.

    Ah! Karanlığa giren görür beyazı ancak,

    Hangisiyim? Biliyorum kimin gözleriyle?

    Ne yapsak silinmiyor ruhtan geçmişin izi

    Yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi,

    Geçiyorum sokağı fenerle konuşarak

    Hem yaşamın imidir hem ölümün her fener

    gerad de nerval

Yorum Yapın