masanın üzerinde bir bardak zehir.
masa biliyormuş, bardak biliyormuş, sen biliyormuşsun.
herkes biliyormuş.
ben kalbime aksın için, eğilmişim durmadan…
aklımda uçurtmalar,
kuyruklarındaki jiletleri, gök biliyormuş, ip biliyormuş, sen biliyormuşsun.
ben, rüzgarın böyle arsız bir arkadaş oluşuna ağlamışım bilmeden.
öyle çok kan akmış ki üzerimizden, biri çıkıp söylemeliymiş; bakın!
demeliymiş. bakın!
burada ayçiçekleri hep birlikte döner gibi güneşin yangınına, ömrünü
kelimelerle kurup kelimelerle yıkan, papatyaları dipten kesilmiş bir kır gibi
alnınızda atları yorgunluktan ölmüş bir araba gibi yıllarca duran, bir kartopu
savaşında ağır yaralanan, hasta, yorgun ve azalan…
şimdi, eşikte yarasa ölüleri, kapıyı açsam…
yapraklara yakın duran camların gücüyle, kapıdan sızan karanlığın
yüreğiyle biraz toparlansam.
yürüsem, yürüsem ölene kadar, yürüsem…
Etiketler: Hayat
Eylül 28, 2007, 3:51 am üzerinde |
darmaduman oldum…
Eylül 28, 2007, 4:06 am üzerinde |
baba hep damardan giriyor……
Eylül 28, 2007, 3:55 pm üzerinde |
Boşuna mı müstearını öyle koymuş o sevgili kardeşimiz…
Eylül 30, 2007, 6:04 pm üzerinde |
aklımda uçurtmalar,
kuyruklarındaki jiletleri, gök biliyormuş, ip biliyormuş, sen biliyormuşsun.
…………….
Merhaba;
En çok bu satırlarda takılıp kaldım ,darmaduman edecek kadar derin bir gerçeklik içeriyor bence bir de sanki okurken jilet teninize değmiş gibi ürpertiyor ve yorum yazabilmeyi başarmak hayli güç oluyor.Eline ,kalbine sağlık diyelim darmadumanın..