Oyuna Devam
Tolga‘nın başlattığı oyunda Sevgili Kacakkova sırasını bize savmış. Baştan söyleyeyim, bu işlerde pek becerikli değilim. Ama işin içinde Kacakkova olunca görevi yerine getirmek icap eder diye düşünüyorum.
Son zamanlarda daha çok doktora tezime yoğunlaştığım için konu dışı okumalara pek fırsatım olmuyor. Bu arada tezimden de bu vesileyle haberdar etmek isterim ahaliyi: “Ortaçağ Siyaset Felsefesinde Adalet” çalışıyorum. Konu oldukça ağır ve 2 yıl içinde meselenin üstesinden gelmem gerekiyor. Lakin bugünlerde Varlık, Zaman, Mekan, Hareket, Cisim, Sonsuzluk ve Hakikat meseleleri de yakamı bırakmıyor. Ancak şu tez işini de söz konusu esaslı meseleler ve diğer dünya meşgaleleri arasında bir şekilde kıvaracağız artık.
Gelelim oyuna. Oyunun kurallarını Tolga belirlemiş, daha doğrusu ithal etmiş. Kuralları bir kez daha hatırlayalım:
- Yanınızdaki en yakın kitabı alın.
- Kitabın 187. sayfasını çevirin. (Kitabın sayfa sayısı 187’den büyük olmalı!)
- 1. cümleyi bulun.
- O cümleyi blogunuzda postalayın.
- Bu dediklerimi lütfen en yakınınızdaki kitap üzerinde gerçekleştirin, favori ya da “cool” olduğunu düşündüğünüz bir kitap için değil.
En yakınımdaki kitap, kıymetli hocam İsmail Kara’nın kaleme aldığı ve “19. ve 20. yüzyılda modern batı felsefesi ve bilimine ait terimler Osmanlı dünyasına nasıl ve hangi kıstaslarla intikal etti?” sorusuna cevaplar arayan Bir Felsefe Dili Kurmak (Modern Felsefe ve Bilim Terimlerinin Türkiye’ye Girişi) adlı çok değer verdiğim bir çalışma.
Kitabın 187. sayfasındaki cümle aynen şöyle:
“Ancak bu gibi suver-i akliyeyi istirca’ edebilmemiz bunların daima bir sûreti-i mahsüse ile, bir şebh ile, phantasma ile müttehid olduğu içindir” ibaresiyle yanyana getirir ve Bovarak (Boirac)’ın da mémoire intellectuelin mahfuzatını; “mémoire sensiblein yani hayalin naks u aczini cebr edebilecek yegâne kuvvet olan fâ’iliyet-i zihniyenin hâmil-i emaneti bulunan tasavvurât” olmak üzre tavsif ettiğini derhâtır edersek vâhime manasını sarahaten ifade eder bir isim vaz’ olunmamakla beraber hükemây-ı islâmca vücudu müsellemâttan olan bu kuvvetin onlarda da izine tesadüf eder gibi oluruz.
Görevimi hasbelkader ifa ettiğime göre şimdi mimleme sırası bana geçiyor o halde:
Pro et Contra (Akif)
Nonself (Mehmet)
Soğuk Yemek (Metin bey)
Sıra sizde kardeşim, hadi bakalım…
Etiketler: Felsefe, Kitap, Oyun, İş Olsunlar

Eylül 21, 2007, 3:03 am üzerinde
Abi bu nasil cumle boyle, anlayana a$k olsun
Bir vakit, Osmanlica calismak gerek; kendi tez islerimden kurtulduktan sonra tabii.
Eylül 21, 2007, 3:58 am üzerinde
Valla aslına bakarsan ben de müttali olamadım cümlenin künhüne Tolga.
Zor bir cümle. Lakin küçük bir sözlük önerebilirim. İşe yarar mı bilmem. Çoğu kez kelimelerin anlamını bilmek, cümleyi anlamaya yetmiyor bilirsin.
MİNİ SÖZLÜK
suver-i akliye: akli süretler (formlar)
istirca’ : geri dönmek, dönmeyi arzulamak
sûreti-i mahsüse: hissedilebilir (algılanabilir) suret
şebh: çekmek, sağlamlaştırmak
müttehid:birleşik
mahfuzat:hafızadakiler
naks u acz: eksiklik ve güçsüzlük
cebr etmek: zorlamak
fâ’iliyet-i zihniye: zihni etkinlikler
hâmil-i emanet: geçici oarak yüklenen
tasavvurât: tasarlamalar (kavramlar)
tavsif etmek: nitelendirmek
derhâtır etmek: hatırda tutmak
vâhime:vehim veren, vesvese veren
sarahaten: açıklıkla
vaz’ etmek: koymak, bırakmak, hüküm bildirmek
hükemây-ı islâm:islam düşünürleri
müsellemât: doğruluğu kabul edilen şeyler
tesadüf etmek: rastlamak
Eylül 21, 2007, 5:03 am üzerinde
valla zor iş…..
kitabın başlığı pek bi iştah kabartıcı ama nasıl agnayacaz….
“…izine tesadüf eder gibi oluruz”…..bu ifade biçimini tuttum fakat, tesadüf ettiğimiz bile açık değil, gibi oluyoruz sadece,,,,,bilerek yapmıştır muhakkak, ben bunu kullanmayı deneyeyim bi vakit….
tez calışmasında kolay gele…..
Eylül 21, 2007, 8:03 am üzerinde
Kacak Abi kitap olağanüstü. Dilden dolayı gözün korkmasın. Bana tesadüf eden cümle Babanzade Ahmet Naim Efendi’den yapılan bir alıntıydı. Babanzade Türkiye’deki felsefe çalışmalarında önemli bir isim. Varolan felsefe geleneğini özümseyerek kendinden sonrakilere kayda değer bir felsefe mirası bırakmış bir alim Babanzade. Kitabın dili gayet sarih, rahatlıkla okunabilir.
Bu arada ben oyuna dahil oldum ama çok önemli bir şeyi yapmayı unutttum. Oyunda pası alan arkadaşlar -187 sayısından hareketle- Komün’e selam çakmıştı. (ki Tolga dostumuz 187′yi bilinçli olarak seçmişti. 1871 Paris Komünü’nden mülhem bir seçimdi Tolga’nınki.) Biz vaziyet olarak Komün’e selam çakmanın biraz uzağında duruyoruz efenim. Bizim selamımız, harbi selamımız şu şekilde olsa bir beis olmaz değil mi?
IRKÇI-EMPERYALİST DÜZENE DİRENENLERE BİN SELAM OLSUN!
Eylül 28, 2007, 1:12 am üzerinde
Sevgili Kayıp Otoban,
Oyununuza katıldım. Biraz geç oldu, kusuruma bakmazsınız değil mi?